top of page
Notlar
Neden Sosyal Medya Kullanmayı Sevmiyorum
Sosyal medyadan nefret etmiyorum. Hatta zaman zaman faydalı olduğunu da düşünüyorum. İnsanlara ulaşmayı kolaylaştırıyor, bilgi paylaşımını hızlandırıyor ve dünyanın farklı yerlerinden insanlarla bağlantı kurma imkânı veriyor.
Yine de uzun zamandır kendimi sosyal medyanın dışında tutmayı tercih ediyorum.
Bunun en önemli nedeni, sosyal medyanın insanı fark ettirmeden bir performans alanına dönüştürmesi.
Bir süre sonra paylaşılan şeyin kendisinden çok nasıl göründüğü önem kazanmaya başlıyor. İnsan ne yediğini, nereye gittiğini veya ne düşündüğünü paylaşmıyor; bunların nasıl algılanacağını düşünerek paylaşmaya başlıyor. Bu durum zamanla insanın kendi hayatını yaşaması ile hayatını sergilemesi arasındaki çizgiyi bulanıklaştırıyor.
Ben sergilemekten çok yaşamayı tercih ediyorum.
Takipçi sayıları, beğeniler ve etkileşimler de bana hiçbir zaman çok anlamlı gelmedi. Bir insanın değeri, kaç kişinin onu takip ettiğiyle ölçülemez. Gerçek ilişkiler sayılarla ifade edilemeyecek kadar karmaşık ve değerlidir.
Sosyal medyada beni rahatsız eden başka bir konu da sürekli karşılaştırma kültürü. Herkes hayatının en iyi anlarını gösterirken, izleyenler bunları günlük hayatlarıyla kıyaslıyor. Ortaya çoğu zaman gerçeği tam yansıtmayan bir vitrin çıkıyor.
Ben insanların vitrinleriyle değil, kendileriyle ilgileniyorum.
Belki de mesele biraz daha basit.
Hayatımın her anını kaydetmek, paylaşmak veya görünür kılmak istemiyorum. Bazı anların sadece yaşanması gerektiğini düşünüyorum. Bir manzarayı gördüğümde onu fotoğraflamak yerine izlemeyi, güzel bir sohbet yaşadığımda paylaşmak yerine hatırlamayı tercih ediyorum.
Bu yüzden sosyal medyayı hayatımın merkezine koymuyorum.
İnsanlarla bağ kurmaya, öğrenmeye ve paylaşmaya karşı değilim. Sadece bunları algoritmaların yönettiği kalabalık alanlardan ziyade daha sakin, daha doğal ve daha kişisel yollarla yapmayı tercih ediyorum.
bottom of page